İcradan satış işlemi, devletin hukuk vasıtasıyla bir kişinin ya da kurumun borcunu tahsil etmek için, o kişi ya da kurumun yine devletçe el konulan mallarının açık arttırma yöntemi esas alınarak mezat usulü satışı ve ücretinin alacak sahibine tahsil edilmesiyle gerçekleşir. Bu bağlamda, elbette ki çoğu zaman bu mezat usulü satışlarda malın değerinin altında bir fiyata satılması ve borçlunun haddinden fazla zarara uğraması söz konusu olabiliyor.

Bununla birlikte icradan satış yapan kurumun doğrudan devlete bağlı olması, bizim gibi üçüncü dünya ülkelerinde devlete yakın kişi ve kurumların icradan satış işlemi için önceden haberdar edilmesi ya da ayrıcalıklı tutulması gibi ayrıcalıklara dair şaibelerin ortaya çıkmasına neden oluyor. Artık hemen herkes hemfikirdir ki üçüncü dünya ülkelerinde devlet yönetimini elinde bulunduran zümreler, kendi felsefelerine yakın kişi ve kurumları illa ki ihya ediyorlar. Bu durum da haliyle icradan satış işleminin ahlaki olarak eşit bir şekilde işletilemediğini bizlere kanıtlıyor. İcradan satış işleminin bir diğer ahlaki sorunu da satışa çıkarılan malın, genellikle değerinin altında bir değerle alıcı buluyor olması.

hukuk

Malı değerinin altında değerle satılan borçlu kişi, böylece maddi olarak olması gerekenin çok üzerinde bir borç, adeta ciddi oranda bir faiz ödüyor. Borçlu olan kişinin borcunu ödememesinin elbette bir cezası olmalıdır, bununla ilgili bir kanun olmazsa elbette ki önüne gelen hemen herkes borcunu ödememeyi kolaylıkla göze alacaktır. Ancak mevcut şartlarda icradan satış işleminin yarattığı cari fark çok daha ciddi oranlarda. Bir borçlunun alacağının bir kaç misli faiz ödemesi hem kanunen hem de ahlaken fazlasıyla ciddi bir ceza. Bunun yerine, borçlunun malının değerinde satılması ve borçlar hukukundan çıkarılan hapislik maddesinin geri koyulması elbette ki etik açıdan daha makul bir adım olacaktır.

Mevcut borçlar kanunu, zaten işlevsel olarak son derece yetersiz olmakla birlikte sözde dini bütün bir ülkenin, hem borcunu ödememek hem de haksız kazanç sağlayabilmek için bu kadar açık uçlu kanunlara sahip olmasının takdirini sizlere bırakıyorum. Yoksa borçlar hukukumuz toplumun bir kesimini kollamak için mi düzenlenmiş? Yeni Anayasa diye bağıranların anayasası da buna mı benzeyecek?

Bir icra takibinin başlatılabilmesi için öncelikli olarak takip talebinin hazırlanması gerekmektedir. Talep, takip talebi formları ile hazırlanabilir olsa da dijital ortamda hazırlamadan icra dairelerine sunmak icra dairelerinin iş yükünü artırdığından memurlar tarafından pek tercih edilmez. Zamandan tasarruf bu konuda önem arz eder. Takip hazırlamanın en kolay yolu icra takip yazılımlarını kullanmaktır. Bu yazılımlar ile takip talebini Uyap’a yüklemek için gereken “xml” formatlı dosya oluşturulabilir. Özellikle birden fazla takip başlatılacak ise Uyap uyumlu takip programı kullanılması elzemdir. Bu bakımdan yardımcı icra takip programları tercih edilmelidir.

icra

İcra takip programı tercihinde takip öncesi faiz hesaplaması yapabilen, kolay kullanımlı, detaylarla vakit kaybettirmeyen yazılımlar ile takip talebi hazırlamak hem avukata zaman kazandıracak hem de icra dairesinin iş yükünü azaltacaktır. Bunun yanı sıra takip başlatıldıktan sonraki süreçte takip evraklarının toplu ve hızlı şekilde yazdırılabilmesi verimli çalışmayı destekleyecektir.
Birçok konuda faydalanılan icra takip yazılımları; yeniliklere açık, Uyap uyumlu ve güncellemelere hızlı şekilde uyum sağlayabilen özellikleri ile bir adım öne çıkacaktır.